Uygun şekilde donatılmış olan küçük bir kuyumcu atölyesi bile en zor ve uğraştırıcı bir mücevheri yapmaya yeterlidir.
Bunun nedeni, kuyumculuğun en önemli öğeleri sanatçının hayal gücünün ve kabiliyetinin olması ; diğer bir deyişler kuyumcunun kendini ifade etmesidir. Bununla birlikte sanatçı, tasarımcı dehasını rahatsız edebilecek karışıklık ve düzensizliği ortadan kaldırmak için organize olmalıdır. Zihinsel faaliyete azamı zamanı ayırabilmelidir. İşin gerçekçi organizasyonu, işlevi yüksek bir kuyumcu tezgahı ile başlar ve tezgahın akılcı kullanımı ile devam eder. Günümüxe kadar ulaşan kuyumcu tezgahları geçmiş nesillerin tecrübelerinin bir ürünü olmakla birlikte hala geliştirilebilir. Tezgah, çalışma rahatlığı ve kıymetli madenlerin yeniden kullanılması gibi temel iki ihtiyacı karşılamaktadı.
Son gelişmeler ise ışıklandırma, kaynak ve kaynak yapımında kullanılan malzemeyi ihtiva etmektedir. Tezgah, bir veya birçok kişinin çalışabileceği şekilde ahşaptan yapılmışltır. Tezgah tablası alet ve malzemelerin düşmesini engelleyecek şekilde bir siper ile çevrilmiştir. Tablanın yerden yüksekliği 80cm'dir. Kuyumcunun oturacağı hizada, yarım daire şeklinde bir girinti vardır. Bu girintinin ekseninden dışarıya doğru bir tahta parça çıkmaktadır. Bu parçanın bir tarafı düz, bir tarafı eğimlidir. Eğimli yüzeye eğelencek prça dayandırılırken, düz taraf ise testere için kullanılır. Tahta parça yerinden kolayca çıkarılabilmekte, kullanılacak yüzeyi üste getirilip tekrar yuvasına kolayca çıkarılabilmekte, kullanıcak yüzeyi üste getirilip tekrar yuvasına kolayca yerleştirilmektedir. Bu tahta parçasına "takoz1 adı verilir. En kalın tarafı 4 cm olup, 9 cm genişliğindedir. Çalışana dogru 10-12 cm'e kadar yapılabilmektedir. Tezgahın yuvasına yerleşen kısımın ölçüleri ise kalınlık 10mm, uzunluk 90 mm ve derinlik 40 mm'dir.
Takozun altında yine yarım daire şeklinde, 6 cm yüksekliğinde ve 30 ila 35 cm derinliğinde bir çekmece bulunur.
Takozun ve bu küçük çekmecenin altında her zaman açık olan, 60 cm eninde, 50 ila 60 cm derinliğinde ve 6 cm yüksekliğinde bir çekmece mevcuttur. Bu çekmecenin adı "meydan" olup, amacı eğeleme esnasında çıkan esnasında çıkan talaş tozlarını toplamak ve gerekli aletlerin sürekli el altında olmasını sağlamaktadır. Aletlerin bir tarafa toplanmaları için önceleri çekmecenin içine derinliği boyunca bir set yerleştirilmiş fakat, bu uygulama bir çok kişi tarafından talaş tozlarının bir kısmının dışarı sıçradığı gerekçesi ile yadırganmıştır. Bu nedenle, yeni model pek çok masada bu set kaldırılmıştır.
Çekmecenin tabanı ve yan duvarları çinko saç ile kaplıdır. Bunun nedeni kıymetli talaştozlarının toplanmasıdır. Galvanizli saç kullanılamaz, sebebi ise talaş tozlarının mıknatıs ile toplanmalarını güçleştirmesidir. Bazı atölyelerde dikdörtgen tabanlı ve bakır kaplı çekmeceler tercih edilir. Bakırın özellikleri çinkoya göre fazladır. Nitekim bazen, çekmeceye sıcak cisimler düşebilmekte ve çinkoyu eritmektedir. Köşeler ölü alanlar oldugundan, üst kenardan başlayıp tabana kadar uzanan eğik yüzyelerle kapatılır.
Çekmece, eskiden kullanılan deri önlüğün geliştirilmiş halidir. Derinin birçok dezavatajı mevcuttur. Birincisi işçiyi tezgahı bağlar. Eğer düğme açılmadan kalkılırsa, yırtıklar meydana gelir. Sıcak cisimlerin teması deride delikler oluşturur. Önlük ile çalışıldığında aletler zorunlu olarak tezgahı bırakılmakta, bu da zahmetli olmaktadır. bazı işlemler esnasında talaş tozlarının toplanması imkansız olmaktadır.
Buna rağmen, seri üretimde veya ayakta çalışmayı gerektiren işlemlerde deri önlüğün lukkanılması uygundur. Tezgahı, tek kişilik,iki kişilik veya ikinin katları kadar kişiler için olabilir. İki işçi karşılıklı, daha fazlası karşılıklı iki sıra halinde çalışır. Tek veya iki kişilik durumlarda tezgahın 35 cm lük 4 ayağı bulunur. Her iki kişilik ilavelerde 2 ayak daha ilave edilir. Tezgah tablasında, işçinin hemen önünde,25x15 cm'lik bir çinko levha bulunmaktdır.
Tezgah için eleştiriler ve değişiklikler:
Bu tezgah kuyumculuk faliyetinde bir gelenek haline ğeldiğinden herhangi bir değişikligin yapılması çok zor görülmektedir. Formika ve plastik maddelerin ortaya çıkması, kimyasal dayanıklılığı ve göze hoş görülen renkleri olan tezgahların üretilmesine yol açmıştır. Tecrübeli ve akıllı kuyumcular ellerindeki techizatları en iyi şekle getirmişlerdir. Eski tip tezgahlara yöneltilen eleştriler. kısaca şöyledir : Takozun altında bir tek çekmece bulunmaktadır. Aletler meyadanın sağına toplanıyor ancak değerli metal tozları bunlarada bulaşıyor. Her işçinin aletlerden başka, yapılan işin çizimi, lehimler, toplanan tozlar, külçeler, teller ve yarı mamül gibi diğer unsurlarında el altında olmasına ihtiyacı vardır. Bu nedenlerden dolayı küçük çekmece hem yetersiz, hemde, konu itibarı ile kullanışsızdır ve iyi kapanmadığı taktirde kozları toplayabilmektedir.
Bununla birlikte, masa yüzeyinin köşeleri ile işçiler arasındaki bölüm de kullanılamaz. Takozu tezgaha yerleşen kısımın çlçülerinin uygun olması şarttır.
Eğer ölçüler büyük ise, çıkarıp takma esnasında vakit kaybı oluşabilmekte, bazı hallerde çekiç kullanılması zorunlu olmaktadır. Ölçülen küçük olması durumunda ise takoz sallanmakta, özellikle testere kullanılması sırasında, elin hareketini izlemektedir. Bu durum, takoz karton, tela veya benzeri bir malzeme sarılarak önlenmeye çalışılmaktadır. Bundan başka- takozun sürekli çıkarılıp takılması sürtünen yüzeylerin aşınmalırına yol açar. Testere kullanımı kolaylaştırmak için bazı kuyumcular kırlangıç kuyruklu takozu tercih ederler. Bunun nedeni, testere ile bazen takozun zarara uğrayabilmesidir. Kuyruklu takozlarda parça iki kanıtın üzerine yerleştirilir ve testere bu şekilde kullanılır.
Meydanı kaplayan çinko tabakanın uç kıvrımları bir köşebent yardımı ile çekmecenin kornişine çivilenmiştir. Bu kıvrımlar, çalışan kişinin kollarının hareketlerinden kaynaklanan aşınmaya maruz kalmakta, bunun neticesinde incelemekte, yorulmakta, açılmakta ve işçilerin önlüklerini yırtmaktadır. Yırtılan önlük sağa sola takılmakta ve çalışma rahatlıı azaltmaktadır.
Tezgahta karşılıklı oturtan iki sıra işçi vardır. Özellikle karşılıklı oturanlar kolaylıkla sohbete başlamakta, dikkatleri dağılmakte ve diğerlerininde işini aksatmaktadır. Netice olarak tek sıralı tezgahlar üretilmiş, böylelikle, çalışanların sol taraftan ışık alması da sağlanmıştır. Bazı kuyumcular, çift sıralı tezgahların, özellikle acemi işçilerin yetiştirilmesinde son derece faydalı oluduğunu savunmaktadır.
Eleştiriler neticesinde daha akılcı bir tezgah üretilmiştir. Bu yeni tasarımda, işçinin sağında ve solunda ikişer çelmece bulunmakta, takozun altındaki küçük çekmece artık yer almamaktadır. Bu durumda takoz vidalı bir düzenek ile sıkıştırıp, gevşetilmektedir. Çinko tabakanın uç kıvrımları dairesel bir eğim sağlayacak şekilde bükülmüş ve vidalar ile tuturulmuştur. Çekmeceler hava ve gaz hortumlarını engellemeyecek şekilde uygun ölçülerde imal edilmiştir. Ön kısmın çıkıntısı da kaldırılmıştır. Tezgahın yapısına getirilen her yeniliğin amacı üretimi artırp, kayıpları asgari düzeye indirmektir. Pessina'nın olmaktadır. Bu sebeple, takozun vidalı kilitli muhafaza edilerek küçük çekmeceye dönülmüştür.
Kuyumcu frezesinin asılması yararlı olmuştur. Masanın yüzeyi yeşil renkte sentetik bir madde ile kaplanmıştır. Alt çekmece paslanmaz çelik ile kaplanmıştır. Gelecekte daha kolay şekillenerek ve daha hafif maddeler ile kaplanarak kullanılması mümkündür. Kullanılan çeliğin mutlaka manyetik özellik taiıması gereklidir.
Işıklandırma, Su Küresinden Floresana
Normal bir göz bile yeterli ışık olmadan renklerin farklılıkların algılayamaz. Eğer ışık gün batımındaki gibi ise, şekiller farkediler ancak renkler seçilemez. Siyah fon üzerinde bulunan ve ışıklandırılmış bir nesne gerçeğinden daha büyük ve parlak gözükür. Açık fondaki nesne daha küçük görünür. Bilindiği üzere, güneş ışığı olarak tabir edilen ışık türü, kırmızı ile mor arasındaki renklerin bir karışımıdır. Bu renk hüzmesi aynı anda göze ulaştığında beyaz ışık hissi verir. Ancak bu ışık değişik renklerin doğru oranlarda karışmış olması halinde beyaz gözükebilmektedir. Bir ampulün teli. mavi ve mordan çok kırmızı ve turuncu ışık saçar, sonuç olarak ışık sarı renktedir.
Uzun zamandan beri beyaz ışıgğın daha da beyaz gözükmesinin, küçük dozda mavinin eklenmesi ile mümkün olduğu bilinmektedir. Özellikle deterjan üreticileri beyazın daha beyaz gözükmesi için yıkama maddesine ufak, dozda mavi katkı maddeleri eklemektedirler. Aynı sonuç, normal ışığın spektrumunda bulunan ve kırmızıdan itibaren başlayan "sıcak ışınların" çıkarılması ile elde edilebilir.
Kuyumculukta, ışığın cinsi, verimli ve kaliteli bir çalışma açısından son derece önemlidir. Eski bir atasözü bu durumu doğrular niteliktedir : "Karanlıkta tüm inekler siyahtır".
Güneşin sarı veya turuncu görünmesi, atmosferde bazı renkleri emen maddelerin bulunmasından kaynaklanmaktadır. Kuzeyden gelen ve temiz havanın dolaylı yoldan yansıtmış olduğu ışık beyaz olup, "kuzey ışığı" adını alır. Bu ışık değerli maddelerin renklerini etkilemez. "Kuzey ışığı" na ayrıca soğuk ışık da denir. Bunun nedeni, spektrumda bulunan sıcak renklerin olmamasıdır. Sonuç olarak rodyum (Rodajlı) kaplı beyaz altın, normal ampullerin saçtığı ışıkta kendini belli etmez, hatta rodyum kaplı olmayanlar daha da güzel görünebilir. Floresanlı ışıklandırmada rodyumlu altın mavimsi tonlar taşırken, beyaz altın sarımsı görünmektedir. Netice itibariyle tezgah ekseriyetle kuzey ışığını alcak şekilde bir pencerenin yanına yerleştirilmelidir. Bu durum ışıklandırmanın, saatlerin değişiminden etkilenmesini önler. Bu durum herzaman sağlanamadığından, mavimsi filtreler ile, direk güneş ışığının etkisini azaltmak gerekir. İki nesnenin veya aynı nesne üzerinde bulunan iki ayrım sadece belli bir ışık çeşidi ile mümkün olabilmektedir. Örnek olarak, saf bir metal ile zayıf alaşımlarını ayırt etmek son derece güçtür. Akşam ve gece saatlerinde modern teknikler sayesinde ve değişik tip lambalar aracılığı ile ışık gözü rahatsız etmeyecek şekilde direk takoza yöneltilebilmektedir. Elektrikli ışıklandırman önce petrol veya gaz kullanırdı. Temel sorun, fazla yakıt harcamadan ve gözleri kamaştırmadan takozu yeterince ışıklandırabilmekti. Bu durumda akşam saatlerinde çalışabilmek çok zordu.
Kuyumcular, yetenekleri iel su dolu bir kürenin yakınsama özelliğini kullanmaya başladılar. Işıklar bu büyük mercekten geçerek dar bir alanda yoğunlaşmaktadır.
Cam küre, yüksekliği ayarlanabilen bir çubuğun üzerine yerleştirilmekte, suda bulunabilecek tortu veya parçacıkların görüşü engellememesi içinde içine bir kaç damla sülfürik asit dökülmeteydi.
Işık kaynağı masanın ortasına yerleştirilir ve her işçi de kürenin konumunu ayarlayarak takozun azami şekilde lışıklandırmasını sağlardı. Ortadan gaz hortumu geçer, cam silindirin içinde bir Auer filesinde son bulurdu. Elektiriğin yaygınlaşması ile yukarıdan bir ampul sallandırıldı.
Su dolu küreler ile ışıklandırma, camın düşük dayanıklığı yüzünden tehlikeli idi. Üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen bir kuyumcu dört su küresinin kırılmasından doğan rahatsızlığı, panik ve dağınıklığı hala hatırlamaktadır. Kürenin yerine daha küçük ve rahat olan yakınsak bir mercek kullanılmaya başlandı.
Birkaç kakma ustası, akşamları özel işlerde yinede küreyi kullanmayı tercih iettiler. Kürenin içinde bulunan su eğer berkkar ve temiz ise, ışığın, önce kırmızı, sonra turuncu kısımlarını emer. Sonuç olarak küreden süzülen ışık daha beyazdır ve kuzey kısımların oldukça yakındır.
Teknolojik gelişmeler floresan ışığını, yani yapay kuzey ışığını keşfetmiştir. Bir büyüteç, küçük ayrıntıların seçilmesinde yardımcı olmaktadır. Işıklandırılan bir nesnenin öteki yüzü gölgedir. Ayrıca "taşınma" gölgesi denilen bir diğer gölge oluşur. Güneşe dik bir çubuğun yere "taşınma" gölgesi vurur. Floresanalar ise, gölgesiz ışıklandırma sağlar.
Tezgahta Çalışma
Genellikle, dört ayaklı ve oturacak kısmı kare olan tabureler kullanılırdı. bu tür taburelerin dezavantajları vardır. Boyu çok uzun veya çok kısa olan işçilerin rahatsız olmasına yol açıyordu. Eğer yeni bir işçi bir öncekinden kısa boylu ise taburenin ayakları kesilirdi. Uzunsa altına ek bir parça konulurdu. Taburenin ayakları, yerdeki ramatlıkların ek yerlerine takılır ve aşınırlardı. Bu nedenle dört ayak yerine, kare taban düşünülmüştü. Taburenin oturma kısmında işçiye vakit kaybettirmekteydi. Masaya paralel olması idealdi, ancak kenar köşeleri kalçaların alt kısımlarını rahatsız etmekteydi.
Bunun sonucunda, da hafif, yuvarlak tablalı ve ayaklı, yüksekliği ayarlanabilir bir tabure ortaya çıkmıştır. Yükseklik bir vida ve boru yardımı ile ayarlanmaktadır. Taburenin üzerine yumuşak minder yerleştirilmiştir. İşçinin çekmecesinde; sol tarafta tozları toplamak için kullanılan bir kıl fırça, sağ tarafta ise yapmakta olduğu işle ilgili aletler ve el fırçası bulunmaktadır. Masa zor ayrılır ve kullandıkça (sıcak yüzeylerde bile) daha da sıkılaşıp en ince tozu bile toplayabilmektedir.
Sıcak tozları çekmecelerin kenarlarına doğru itmekte kullanılır. Evcil tavşanın ayakları çok kısadır. Laboratuarlar gittikçe çoğalmakta ve tavşan ayakları azalmaktadır. Yapay fırçalar imal edilmiş, ancak yabani tavşan ayağının etkinliğine ulaşılmamıştır. Yapay fırçalar kolaylıkla kıl dökmektedirler. Kısmen aşındıklarında, daha etkili olmaktadırlar.
El fırçası, diş fırçasına benzeyen bir şekle sahip olup, kıymetli tozların eller ve takozdan temizlenmesinde kullanılmaktadır. Fırça ile takozun alt kısmına bir-iki ufak darbe indirilir ve takozların dökülmesi sağlanır. Daha sonra sol el ve en son olarak sağ el fırçalanır. Bu işlem, işçinin geçici bir süre içinde olsa yerinden her kalkışında tekrarlanmalıdır.
Kaynağın Gelişimi
Günümüzde kuyumcu atölyelerinde çalışan işçiler, kolaylıkla ve istenilen sıklıkta kaynak yapabilmektedir. En son olarak piyasada oksijen kaynağı olrak anılan, oksijen alevi kullanılmaya başlanmıştır. Bu gibi makinalırn boyutları işçi sayısına göre değişmektedir. Kullanılan prensip 188. sayfada "Hidrojen ve oksijen" bölümünde işlenmiştir Teknolojik gelişim, kaynağı tezgaha getirmiştir. Eskiden tezgahın sağında ve solunda duvara monteli olarak iki adet baca vardır. Her birinde petrol yakan bir ufak alev mevcuttu. Bu bacada kaynak yapıldığında, aynı anda en fazla iki kişi kaynak yapabilirdi. Kaynak işlemi bu şekilde gerçekleştiğinde; her çalışan bir bacamım boşalmasını bekler ve bu arada bir çok defa yerinden kalkıp gitmemek için kaynak olacak işlerini biriktirirdi. Alevin sıcaklığını artırmak ve istenilen tarafa yöneltmek için bir boru kullanılırdı. Bu boru prinçten yapılmış, bir ucu kıvrık ve ince delikli, bir ucu büyük delikli bir boru idi. Kalın tarafından üflenirdi. Bazen borunun ortasında, vazifesi tükürüğü toplamak olan bir şişkinlik yer alırdı. El alışkanlığı olan işçiler boruyu sadece ağızları ile kullanıyor, bu sayede elleri boş kalıyordu.
Alev isli olduğundan, yüz ve baş pislik içinde kalıyordu. Bu nedenle kaynakçı hemen farkediliyordu. Daha sonraları alkol ile kaynak başladı. İşçiler yerinden kalkmadan kaynak yapabiliyor ve giyisileri batmıyordu. Alkol bildiğimiz bir çaydanlıkta muhafaza ediliyordu. Ağzından alt tarafı alkole batmış olan bir fitil çıkıyordu. Kapak ise alkolün çıkmasını engelliyordu.
Günümüzde bir hortum işçinin sağ tarafına kadar gaz getirmekte ve kaynak makinesi her an kullanıma hazır bekletilmektedir.